Hayal Gücü Özgürleştirir

Tarihçe

Tohumları 2006 yılında atılan, ancak hayalden gerçeğe dönüşmesi 2011’i bulan FABİSAD, yani Fantazya ve Bilimkurgu Sanatları Derneği, Ekim 2011’de fantastik, bilimkurgu ve korku alanlarında ürünler veren sanatçıların yanı sıra bu sanatların gelişimine katkı sunan editör, yayıncı, yapımcı gibi profesyonellerin de bir araya gelmesiyle resmi olarak kuruldu.

Faaliyetler

Derneğimizin gelenekselleşmiş ve bu türlere gönül veren herkesin aklında yer edinmiş öncelikli faaliyeti 2013 yılından bu yana Giovanni Scognamillo’nun onuruna düzenlediğimiz GİO Ödülleri. Bu ödüller sayesinde pek çok yazar adayı ilk kez öykü derlemelerinde yer almaya, kitapçıların tozlu rafları arasında görünürlüğün oldukça problem teşkil ettiği alternatif türler daha çok görünür olmaya, illüstrasyondan çeviriye kadar pek çok görünmez emekçi daha fazla göz önüne çıkmaya başladı. 

Ödüllerin yanı sıra, müzeler ve üniversitelerle sürdürülen ortak etkinlikler, üniversite söyleşileri geliştiren; Kadıköy Çizgi Festivali veya İstanbul Kitap Fuarı gibi etkinliklerde de yer alan FABİSAD aynı zamanda “Ejderha Sergisi” gibi tamamen iç paydaşların emekleriyle hazırlanan sergiler de ortaya koyuyor. 

Üstelik bir süredir, İstanbul semalarının dışına taşan buluşmalarla bu alana meraklı öğrenci, yetişkin, okuyucu hiç fark etmeksizin pek çok kişiyle bir araya geliyor. Sosyal medya hesaplarımızda (buraya instagram linki konulmalı) bu buluşmalara dair detaylı bilgiler bulabilir; sizin şehrinizde olan bir buluşmada bize eşlik edebilirsiniz! 

Logo

FABİSAD’ın logosunda Simurg Anka var. Bu da tabii ki tesadüfi bir tercih değil. Kendi kanatlarıyla ama kolektif bir güçle uçmayı tercih eden bütün düşün emekçileri için bir temsil!

Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg Anka, Bilgi Ağacı’nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş…

Kuşlar Simurg’a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg’u bekler dururlarmış.

Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.

Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg’un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg’un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.

Ancak Simurg’un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı’nın tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş.

Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. Yorulanlar ve düşenler olmuş.

Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;

Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş (oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış);

Kartal; yükseklerdeki krallığını bırakamamış;

Baykuş yıkıntılarını özlemiş,

Balıkçıl kuşu bataklığını.

Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.

Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi “şaşkınlık” ve sonuncusu Yedinci Vadi “yok oluş”ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş…

Kaf Dağı’na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.

Simurg’un yuvasını bulunca ögrenmişler ki;

“Simurg Anka”, “Otuz Kuş” demekmiş.

Onların hepsi Simurg’muş. Her biri de Simurg’muş. Simurg Anka’yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yok oluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız.

Şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır…